|
Samsun’un
ilk ismi Amisos olup şehir İyonyalılar (Miletliler) tarafından kurulmuştur.
Ancak, bundan önce Gaskarlar tarafından da burada bir yerleşim yeri kurulduğu
(MÖ 3500) bilinmektedir. Bu yerleşim yerinin ise denizden gelebilecek
tehlikelerden korunabilmek ve yerleşmenin kolayca sağlanabilmesi amacı ile
kıyıdan uzak vadi içinde ve yamaç eteklerinde bulunmaktadır. (Bugünkü Mert
Irmağı Kılıçdede Mahallesi sınırları içerisinde kalan ve Gazi İlköğretim Okulu
karşısındaki Öksürük Tepe –Dündartepe- çevresindeki alan ile Sosyal Meskenlerin
olduğu alan) Bu yerleşim yerinin kurulduğu dönemdeki adının, şehrin eski
isimlerinden olan Enete, Simisso, Sinusso ve Peiraeurs’dan hangisi olduğu tespit
edilememiştir.
Selçuklu Türkleri bu şehri fetih edince mevcut yerin hemen yanına yeni bir
yerleşim yeri daha kurmuşlar ve buraya “Samsun” ismini vermişlerdir. “Samsun”
ismi, Selçuklu Türklerinin verdiği özel bir isim, olup eski “Amisos” ile ne
kelime olarak ve ne de mana olarak herhangi bir ilgisi yoktur. Türkler şehir
merkezine Samsun, İl sınırları ile çevrili bölgeye ise “Canik ” demişlerdir....
MS.395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, bütün Anadolu gibi bu bölge de
Doğu Roma (Bizans) nın payına düştü. Bizans İmparatoru Justinianus devrinde
şehir gelişti ve Piskoposluk Merkezi oldu. Muhtelif tarihlerde İslam Orduları bu
bölgeye akınlar yapmışlarsa da bölgede devamlı kalmadılar. İranlı Sasaniler de,
zaman zaman bu bölgeye akınlar yaptılar. 1071 Malazgirt Zaferi ‘nden sonra,
Selçuklu Türkleri’nden Anadolu Fatihi Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın komutasındaki
Türk Ordusu, bütün Anadolu gibi bu bölgeyi de fethetti.
Bizans’ın tahriki ve Roma kilisesinin de teşviki ile başlayan Haçlı Seferlerinin
birincisinden sonra Selçuklular, bazı kıyı şehirleri gibi bu şehri de terk
ederek Anadolu içlerine çekildiler. Cenevizliler’in Karadeniz Ticaretini ele
geçirmeleri üzerine de Samsun limanının önemi arttı.
Selçuklu Sultanlarından Sultan Keykavus ve kardeşi Sultan Alaeddin Keykubat,
Trabzon Rum İmparatorluğu’nu doğuya doğru iterek küçülmesini sağladı. Samsun
limanı, bu dönemde Kırım ile olan ticareti sebebiyle oldukça gelişen Sinop
yanında sönük kaldı. Bu devirde iki Samsun bulunuyordu: Bugünkü Samsun’un
bulunduğu yerde “Müslüman Samsun” ile 2-3 Km Kuzey-Batı istikametinde ve
çoğunluğunu gayrimüslimlerin teşkil ettiği Ceneviz Ticaret Sitesi olan “Gavur
Samsun” veya (Kara dinli/Kafir manasına) “Kara Samsun” idi. Ceneviz Sitesi olan
Kara Samsun, 14.asırda Osmanlı hakimiyetini kabul etmişti. Anadolu Birliğini
sağlamak için çeşitli savaşlara giren Sultan Çelebi Mehmed Hân, Amasya Sancak
Bey’i olan Şehzade Murat’ın Lala’sı, Rum Beylerbeyi Biçeroğlu Hamza Bey
komutasındaki bir orduyu buraya gönderdi. Hamza Bey, şehri karadan kuşattı.
Bunun üzerine Cenevizliler de şehri ateşe vererek gemilerine binip kaçmaları
üzerine şehir Osmanlıların eline geçti. İsfendiyar oğlu Hızır Bey’in elinde
bulunan Müslüman Samsun ise Çelebi Mehmed kuvvetlerine karşı koyamayacağını
anlayınca, şehir muharebesiz teslim oldu. Böylelikle de Samsun, her iki şehir
merkezi ile birlikte 15. asırda kesin olarak Osmanlı Devletine katılmış oldu.
Samsun , Anadolu Selçuklu Devleti çökmek üzereyken Canik Beyliği’nin başşehri
olmuştu. 1398’de Yıldırım Bayezıd Hân, Samsun’u alarak, Toroslar’a ve Fırat’a
kadar Anadolu’yu Osmanlı hakimiyeti altında birleştirmişti. 1402 Ankara
Savaşı’nda Yıldırım Bayezıd Hân’ı yenen Timur , Samsun’u Kubadoğlu Cüneyd Bey’e
vermişti. Birkaç yıl sonra Tacettinoğlu Hasan Bey, Cüneyd Bey’i öldürerek
Samsun’u aldı. Az bir zaman sonra da Samsun, Kastamonu’da oturan İsfendiyar
(Candar) Oğullarının eline geçmiştir. 1413 ‘te Çelebi Sultan Mehmed, bizzat
kendisi Samsun’u alarak kesin bir şekilde Osmanlı Devleti’ne kattı. Osmanlı
Devrinde Samsun, “Canik Sancağı” (Vilâyeti) adıyla Rumiye-i Suğra Beylerbeyliği
(Eyaleti) nin bir vilayeti idi. Tanzimattan sonra Trabzon Vilâyetinin 4
sancağından biri oldu. 6 kazası vardı. Samsun, Osmanlı devrinde, Sinop ve
Trabzon limanları yanında ikinci derecede bir Karadeniz Limanı olmuştur. Bu
şehirde askeri ve sivil tersaneler bulunuyordu. Anadolu’ya açılan bir kıyı
şehri, Merkezi Trabzon’da olmak üzere Giresun, Ordu, Samsun, Amasya, Sinop
şehirlerini içine alacak şekilde kurulmak istenen “Rum Pontus Devleti” nin
teşkili için girişilen vahşet ve katliâmlara sahne olmuştur...
Samsun Bölgesinde 20.Yüzyılın Başlarında Rum
Pontus Cemiyetlerinin Bölücü Faaliyetleri

19. yüzyılın sonlarında Osmanlı Devleti olumsuz yeni bir siyasi durumla karşı
karşıya kaldı. Bu, o güne kadar Osmanlı buyruğu altında yaşayan çeşitli
toplulukların bağımsızlık yolunda harekete geçmesi (veya harekete geçirilmesi)
idi. Aynı dönemde Osmanlı Devleti “93 Harbi” (1877-1878) ile Rusya karşısında
ağır bir yenilgiye uğramış, öte yandan Avrupa Devletlerinden aldığı yüklü
borçların faizlerini bile ödeyemeyecek duruma düşmüş ve alacaklarını toplama
hakkını Duyun-u Umumiye adlı milletlerarası bir teşkilâta bırakmıştı. Bütün
bunlar, Devletin içine düştüğü güçsüz durumu açıkça belgeleyen gelişmelerdi. Bu
durum, bölücü faaliyetlerin daha da hız kazanmasına yol açmıştı. Bunda, Avrupa
‘da 19. Yüzyıl boyunca gelişen millî liberal akımın, Osmanlı topraklarına da
ulaşması kadar, Avrupa devletlerinin bu toprakları paylaşmak gayesiyle
yürüttükleri politikaların, özellikle de İngiliz, Fransız ve Rusların, ezeli ve
ebedi Türk düşmanlığının ve Jön Türkler ile İttihat ve Terakkicilerin gaflet
payları da vardır. 20 yüzyıl başlarında bölücü faaliyetler, Anadolu topraklarına
yayıldı. Bu bölgede bağımsız bir devlet kurmak gayesi ile harekete geçen
gruplardan biri de Doğu Karadeniz’deki Rumlar’dı. 1904 ‘te Merzifon’daki
Amerikan Koleji’nde “Pontus Rum Cemiyeti” adı altında bir teşkilât kurulmuş ve
hızla çevreye yayılmıştı. Papadopulaos adlı bir öğretmen tarafından kurulan bu
cemiyet, okul müdürü Mr.White’nin önderliğinde teşkilâtlanmasını sürdürürken bir
taraftan da itilâf devletlerinin desteğini sağlamıştır.Merzifon’da Anadolu
Koleji’nde bir tek Türk talebe yoktu. 135 talebenin 108’i Ermeni, 27’si Rum’du.
Okul müdürü, diğer kolejlerde olduğu gibi, bir papazdı. 1893’de misyonerlerin
tertiplediği devlet aleyhine yapılan gösterilerin plânlayıcıları arasında
Merzifon Anadolu Koleji müdürü olan papaz da bulunuyordu. Kısa sürede birçok
kasabada teşkilâtlanan Pontus Cemiyeti, başta Müdafaa-i Meşruta olmak üzere yeni
yeni kuruluşlar ile bölgede teşkilâtlanıyor, bir tarafta da “20 yaşından büyük
her üyenin silâhlandırılması’na çalışıyordu. Kısa sürede 14 şube açan Müdafaa-i
Meşruta Cemiyeti’nin Çarşamba, Bafra, Havza ve Kavak ‘ta da şubeleri bulunduğu
gibi Avrupa devletleriyle işbirliği yapmak gayesiyle “Mukaddes Anadolu Rum
Cemiyeti” adı altında yurt dışı ağırlıklı bir teşkilâtı da vardı.

1.Dünya Savaşı yıllarında İtilâf devletlerinin açık desteğini de kazanan bölücü
Rumlar, çalışmalarını daha bir yoğunlaştırarak, Çarlık Rusya’sından da silâh
almayı başardılar. İngilizlerce de Mondros Mütarekesinin hemen ardından sadece
Samsun Rumlarına 10.000 tüfek dağıtılmış, İstanbul’daki Rum Patrikhanesinin ve
Yunanistan’ın isteği üzerine son 50 yılda Samsun ve yöresine “göçmen” adı
altında 30.000 Rum yerleştirilmiş bunların 25.000 kadarı “Pontus Çeteleri”
saflarında yer alarak Samsun ve Merkez kazaya bağlı köylerde 500 civarında
kundaklama, öldürme, yaralama gibi olaylara katılarak, “yoketme/Jenosid”
kampanyasına girişmişlerdir.
Mütareke Yıllarında Samsun
30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi günlerinde Samsun, bağımsız Canik Sancağı’nın
merkez kazasıydı. Sancağın dışında beş kazası daha vardı. Bafra, Çarşamba, Terme
ve Fatsa. Samsun ‘un bugünkü ilçeleri olan Lâdik, Havza ve Vezirköprü ise, o
dönemde Sivas Vilâyeti’nin Amasya Sancağı’nın kazaları idi. Canik Sancağının
300.000 dolayında nüfusu vardı ve bunun (göçmen adı altında getirilenlerle
birlikte) yarısına yakınını Rumlar teşkil ediyordu. Sancağın merkezi Samsun
olmasına rağmen Bafra ve Çarşamba kazaları, nüfusça Samsun’dan daha kalabalıktı.
15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’e asker çıkarmasından 2 ay önce İngilizler,
bu defa Samsun’a 4.000 kişilik bir İngiliz-Hintli kuvveti ile çıkartma yaptılar
ve halka gözdağı verdiler. 9.Ordu Müfettişi olarak Mustafa Kemal’in 19 Mayıs
1919’da Samsun’a çıktığı gün, şehirde İngiliz askerleri vardı ve Merzifon dahil,
bölgede önemli bir askeri güç olarak bulunuyorlardı.Mustafa Kemal, 21 Mayıs’ta
Harbiye Nezareti (Genel Kurmay) ‘ne gönderdiği raporda; Samsun ve dolaylarında
40 kadar bölücü Rum çetesi bulunduğunu, Müslüman halkın kaygı ve korku içinde
yaşadığını, Rum Çetelerine karşı bir tedbir olmak üzere bazı Laz çetelerinin
para karşılığı bölgeye getirilip Rum saldırılarına karşı kullanıldığını
belirtti. Söz konusu çetelerden biri ve en kuvvetlisi; Giresun Bölgesinde
üstlenmekle birlikte Karadeniz’in hemen her yerinde baskınlar düzenleyen, Rum
çetelerini sık sık zor durumlara düşüren “Topal Osman” çetesi idi . Mustafa
Kemal’in Samsun bölgesinde görüştüğü ilk kişilerden birisi de Topal Osman
olmuştur. Yunan donanmasının 9 Haziran 1921 de İnebolu’yu bombalaması üzerine
taşkınlıklarını iyice artıran Rum Çetelerine karşı Ankara Hükümeti, 26 Haziran
1921’de Karadeniz’deki Rum nüfusunun başka bölgelere yerleştirilmesini
kararlaştırdı. Nurettin Paşa komutasında Sivas’ta kurulan Merkez ordusuna
“tenkil hareketi” görevi verildi. Merkez Ordusu Komutanlığı da Pontus’çulukla
uğraşanlar hakkında tutuklama kararı alarak bunları birer birer yakalamaya
başladı. Merzifon’daki Amerikan Koleji de kapatıldı ve yöneticileri yurtdışı
edildi. Bu arada Samsun ve Trabzon metropolid merkezleri basılarak çok sayıda
silâh ve belge ele geçirildi. İtilâf devletleri, Rumlar’a karşı alınan bu
tedbirleri tesirsiz hâle getirmek için bazı teşebbüslerde bulunmaya başlayınca
da Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Dışişlerinden aşağıdaki cevabi “nota”
yı almakta gecikmedi:

“Pontus Devleti fikrini İstanbul’daki Rum Patrikhanesi ve Yunanistan yeniden
diriltmişlerdir. Samsun ve Marmara denizi yöresinde şimdiye kadar 20.000’den
fazla Türk öldürülmüştür. Türk kadınlarının ırzına geçilmiş, köyleri
yakılmıştır. Türk uyruklu Rumlar, Yunanistan tarafından silâh altına
alınmaktadır. Karadeniz Rumlarını etkisiz hâle getirmek için Anadolu içlerine
nakledilmektedirler. Samsun bölgesindeki Rum köylerinden 2.500 tüfek ve bir
milyondan fazla mermi ele geçirilmiştir.” Merkez Ordusu kuvvetlendirilerek
sayısı artırılmış ve 1922 yılının başlarından itibaren de Pontus ayaklamasının
bastırılmasına geçilmiştir. Bunun için de bölgeye dağılan milli kuvvetler, asi
Rum köylerini ve onların dayanağı olmuş yerleri birer birer taramaya başladı.
Sonunda, Pontus hayâli ile başlayan Rumların elebaşları ve onların yardakçıları
tamamen yok edildi. Bir çıban başı olarak senelerce etkinliğini sürdüren
Rumların bu tutumu kökünden kaldırıldı. Bunun için de Merkez Ordusu’nca ele
geçirilen çetelerden 10.886’sı kısmen affedildi. Orduya sığınmayıp direnen
11.188 Rum da öldürüldü. Anadolu içlerinde oturmak zorunda bırakılan Rum kadın
ve çocukları da 1923 yılı başlarında vapurlara bindirilerek Yunanistan’a
gönderildi. Yunanistan’dan da göçmen olarak 1921-1927 yılları arasında toplam
431.065 kişi ülkemize mübadil olarak geldi. Bunlardan 22.579 u Samsun’a
yerleştirildi.


|